00:00:01
Koloseliler 4:6,00:00:03
00:00:03
bize konuşma tarzımızın nasıl olması gerektiği konusunda bir ilke veriyor. 00:00:08
00:00:08
Şöyle okuyoruz:00:00:10
00:00:10
“Sözleriniz her zaman tuzla lezzet verilmiş gibi, hoş ve çekici olsun.”00:00:16
00:00:17
Birlikte üç soruya bakacağız. 00:00:20
00:00:20
Birincisi, sözlerimizin “hoş ve çekici” olması ne demektir?00:00:25
00:00:25
İkincisi, sözlerimizin hoş ve çekici olması neden çok önemli?00:00:31
00:00:32
Üçüncüsü, hoş sözler söylemeyi nasıl öğrenebiliriz?00:00:37
00:00:37
İlkiyle başlayalım.00:00:39
00:00:39
Hoş sözler ne anlama gelir?00:00:41
00:00:42
“Hoş ve çekici” ifadesinin özel bir anlamı var.00:00:46
00:00:47
Pavlus orijinal Yunanca sözcüğü mektuplarında yüzden fazla kez kullandı.00:00:53
00:00:54
Bu ifadeyi özel kılan ne?00:00:56
00:00:58
Bu sözcüğü aynı zamanda “lütuf” olarak da tercüme etmemiz mümkün.00:01:03
00:01:04
Veya hoş bir hediye anlamına gelebilir. 00:01:07
00:01:07
Öyleyse ayetimize uyarlayalım.00:01:09
00:01:09
Şöyle diyebiliriz: 00:01:12
00:01:12
“Sözleriniz her zaman hoş bir hediye gibi olsun.”00:01:16
00:01:17
Bu düşünceyi Efesoslular 4. bölümde kullanılan ifadelerle karşılaştırabiliriz.00:01:23
00:01:23
Efesoslular 4. bölüm 29 ayetinin ikinci kısmında şöyle okuyoruz:00:01:30
00:01:31
29. ayetin ikinci kısmı: 00:01:34
00:01:34
“Fakat ihtiyaca göre yapıcı sözler söyleyin,
böylece işitenler yarar görsün.”00:01:41
00:01:42
Şimdi ayetin ilk kısmına dikkat edin lütfen: 00:01:46
00:01:47
“Ağzınızdan hiçbir kötü söz çıkmasın.”00:01:51
00:01:52
Şöyle bir örnek düşünün:00:01:54
00:01:55
Diyelim ki buzdolabında bozulmuş bir yiyecek var. 00:01:59
00:01:59
Dışarıdan ne olduğunu anlayamazsınız.00:02:02
00:02:02
Ama kapağı bir açıyorsunuz, dolabın içi iğrenç kokuyor. 00:02:06
00:02:06
Başınızı hızla geri çekip kapağı derhal kapatıyorsunuz.00:02:10
00:02:10
Ve bir an önce o bozulmuş yiyecekten kurtulmaya çalışıyorsunuz.00:02:15
00:02:16
Şimdi de yakın bir arkadaşınızla aranızdaki bir sohbeti düşünün. 00:02:20
00:02:20
Ondan size iyi gelecek, canlandırıcı bir şeyler duymayı bekliyorsunuz.00:02:25
00:02:26
Ama açıyor ağzını, yumuyor gözünü. 00:02:29
00:02:29
Dedikodu yapmaya başlıyor.00:02:31
00:02:32
Ya da yapılan bir düzenlemeyi eleştiriyor, olumsuz yorumlar yapıyor. 00:02:37
00:02:37
Canımız çok sıkılır.00:02:38
00:02:39
Kötü bir koku almaya başlıyorsunuz ama dolaptaki yemeğe
yaptığınız gibi onu kaldırıp atamıyorsunuz.00:02:46
00:02:46
Okların size dönmesinden korkuyorsunuz.00:02:49
00:02:49
Peki ne yapıyorsunuz?00:02:52
00:02:52
Uygun bir şekilde sohbeti sonlandırmaya çalışıyorsunuz.00:02:56
00:02:56
Bu hepimize olmuştur. 00:02:58
00:02:58
Ya biz başkası hakkında kötü konuşmuşuzdur
ya da böyle bir konuşmayı dinlemek zorunda kalmışızdır.00:03:04
00:03:05
Şimdi de ikinci sorumuza geçelim.00:03:07
00:03:08
Sözlerimizin hoş ve çekici olması neden çok önemli? 00:03:12
00:03:12
Yakup’taki sözlere bakalım. 00:03:15
00:03:15
Yakup 3. bölüm 6. ayeti okuyacağız.00:03:19
00:03:19
Yakup 3. bölüm ayet 6. 00:03:22
00:03:23
“Dil bir ateştir. 00:03:25
00:03:26
Dil bütün organlarımız arasında, başlı başına bir kötülük dünyasıdır.00:03:32
00:03:33
Çünkü dil bütün bedeni lekeler 00:03:36
00:03:36
ve insanın tüm hayatını ateşe verir; 00:03:39
00:03:39
kendisi de ateşini Hinnom Vadisinden alır.”00:03:43
00:03:44
Hinnom hükmünü kimler alıyor? 00:03:46
00:03:46
Dilini doğru şekilde kullanmayan kişiler.00:03:50
00:03:50
Aynı düşünceyi İsa da dile getirdi. 00:03:53
00:03:53
Matta’daki sözlere bakalım.00:03:56
00:03:56
Matta 12. bölüm, 36. ayeti okuyacağız. 00:04:01
00:04:01
Matta 12. bölüm, ayet 36.00:04:06
00:04:07
Şöyle okuyoruz: 00:04:09
00:04:09
“Bilin ki, insanlar söyledikleri her boş söz için
Hüküm Gününde hesap verecekler.”00:04:18
00:04:18
Şöyle sorabiliriz:00:04:20
00:04:20
Yehova bizi yüreğimizin durumuna göre yargılamıyor mu? 00:04:24
00:04:24
Elbette öyle. 00:04:25
00:04:25
Ama bakın 34. ayetin ikinci kısmı neye dikkat çekiyor? 00:04:30
00:04:30
“Çünkü ağız yürekten taşanı söyler.”00:04:34
00:04:34
“Yürekten taşanı söyler.”00:04:36
00:04:36
Belki sözlerin o kadar da önemli olmadığını düşünebiliriz,00:04:41
00:04:41
ama onların asıl kaynağı, yüreğimizdir.00:04:44
00:04:46
Yehova bizi yargılarken hem yüreğimizin durumuna bakacak,00:04:50
00:04:50
hem de sözlerimizin başkalarını nasıl etkilediğine.00:04:55
00:04:55
Elbette hoş ve nazik konuşma konusundaki en iyi örneğimiz Yehova Tanrı’dır. 00:05:02
00:05:02
Yehova’nın konuşma tarzıyla ilgili bir örneğe bakalım.00:05:06
00:05:06
Zekeriya’nın 1. bölümünü açın. 00:05:08
00:05:08
Zekeriya 1. bölüm, 12. ayeti okuyacağız. 00:05:12
00:05:12
Burada bir meleğin Yehova Tanrı’yla konuştuğunu görüyoruz. 00:05:16
00:05:16
Bu melek çok üzgün, çünkü ülkede sahte tapınma gitgide yayılıyordu. 00:05:23
00:05:23
Ve Yehova’ya sunulan pak tapınma bir kenara itiliyordu. 00:05:28
00:05:28
12. ayette şöyle okuyoruz: 00:05:31
00:05:31
“‘Ey göklerin hâkimi Yehova’ dedi,00:05:34
00:05:34
‘Yetmiş yıldır lanetli bıraktığın Yeruşalim’e ve Yahuda şehirlerine00:05:40
00:05:40
ne zamana kadar merhamet göstermeyeceksin?’”00:05:43
00:05:44
Şimdi 13. ayete bakalım: 00:05:47
00:05:47
“Bunun üzerine Yehova benimle konuşan meleğe
teselli edici tatlı sözlerle karşılık verdi.”00:05:55
00:05:55
Yehova’nın tam olarak ne söylediğini bilmiyoruz. 00:05:58
00:05:58
Ama şunu biliyoruz, Yehova her zaman çok naziktir.00:06:04
00:06:04
Şimdi üçüncü sorumuza geçelim.00:06:07
00:06:07
Üçüncü sorumuzu hatırlıyor musunuz?00:06:10
00:06:11
Hoş ve çekici sözler söylemeyi nasıl öğrenebiliriz? 00:06:15
00:06:15
Sadece iki ilke üzerinde duracağız. 00:06:18
00:06:18
Çünkü bu gerçekten de çok kapsamlı bir konu. 00:06:21
00:06:21
Bunlardan bir tanesi Efesoslular 5. bölüm 1. ayetinde geçiyor. 00:06:26
00:06:26
Efesoslular 5. bölüm, ayet 1, orada şöyle diyor:00:06:33
00:06:33
“Dolayısıyla, sevgili çocukları olarak Tanrı’ya benzemeye çalışın.”00:06:39
00:06:39
Bildiğiniz gibi çocuklar anne babalarını örnek alırlar. 00:06:43
00:06:43
Anne babaları için bir şey yapmak onlara çok zevk verir.00:06:47
00:06:47
Onları örnek alırlar.00:06:49
00:06:50
Küçük bir kızı düşünün, annesine bir hediye veriyor.00:06:54
00:06:54
Çok büyük bir şey değil. 00:06:56
00:06:56
Annenin şimdiye kadar aldığı en iyi hediye de olmayabilir.00:07:00
00:07:00
Ama anne bu hediyeye bayılıyor. 00:07:02
00:07:02
Peki neden?00:07:04
00:07:04
Çünkü kızı onu örnek alıyor. 00:07:07
00:07:07
Muhtemelen annesinin başkalarına ne kadar cömert davrandığını gördü. 00:07:11
00:07:11
O da aynısını yapıyor ve kızının böyle davranması
annesini çok mutlu ediyor. 00:07:17
00:07:17
Aynısı Yehova için de geçerli.00:07:19
00:07:19
Yehova’yı örnek almamız O’nu çok mutlu ediyor. 00:07:23
00:07:23
Aslında bu bizim için yapılanları takdir etmekle bağlantılı. 00:07:28
00:07:28
Dolayısıyla O’na teşekkür etmeyi unutmayalım. 00:07:32
00:07:32
Çünkü bu sayede minnettar tutumumuzu koruyabiliriz. 00:07:37
00:07:37
Öyleyse Yehova’ya teşekkür edelim.00:07:41
00:07:41
Bizim için yaptıklarına şükredelim. 00:07:44
00:07:44
O’nun bizim için yaptığı bazı şeyleri fark etmiyoruz bile.00:07:48
00:07:49
Dolayısıyla en azından fark ettiğimiz şeyler için teşekkür edelim. 00:07:54
00:07:54
Çünkü bunu yaparsak, yani bizim için yaptığını
fark ettiğimiz şeyler için teşekkür edersek,00:08:01
00:08:01
takdirkâr bir tutum geliştireceğiz.00:08:03
00:08:04
O’na olan hayranlığımız artacak. 00:08:07
00:08:07
Ve Yehova’ya ne kadar çok hayranlık duyarsak,
O’nu o kadar çok örnek almak isteyeceğiz.00:08:14
00:08:14
Şöyle düşünerek kendinizi sakın değersiz hissetmeyin:00:08:18
00:08:18
“Ama ben Yehova’yı örnek alamam ki!” 00:08:21
00:08:21
Hayır, bunun için gerekli olan tek şey,00:08:25
00:08:25
takdirle dolu, minnettar bir yüreğe sahip olmaktır.00:08:30
00:08:30
Ele alacağımız ikinci ilke, bugünün ayetinde geçen bir ifade. 00:08:35
00:08:36
Orada sözlerimize ‘tuzla lezzet vermekten’ söz ediliyor. 00:08:41
00:08:41
Bildiğiniz gibi Kutsal Kitabın yazıldığı dönemde buzdolabı yoktu.00:08:46
00:08:46
Bu nedenle yiyeceklerin bozulup çürümesine
engel olmak için onları tuzluyorlardı.00:08:53
00:08:54
Bu sayede yiyecekler çürümüyordu.00:08:57
00:08:58
Sözlerimizin de böyle koruyucu bir etkisi olmalı.00:09:03
00:09:03
Örneğin insanların onurlarını gözetmeliyiz, 00:09:08
00:09:08
her zaman hoş ve çekici sözler söyleyerek,00:09:12
00:09:12
dostlarımızla aramızdaki barışı ve birliği korumaya çalışmalıyız. 00:09:17
00:09:17
Böyle sözler minnettarlıkla dolu bir yürekten çıkar.00:09:21
00:09:22
Bu yüzden diğer insanların iyi yönlerini görmeye çalışmalıyız.00:09:27
00:09:27
Konuşmalarınızla, sözlerinizle, onların iyi yönlerini güçlendirmeye çalışın. 00:09:34
00:09:34
En güzel sözleri en çok sevdiğimiz kişilere söyleriz, değil mi?00:09:38
00:09:39
Sonuç olarak ne yaşarsak yaşayalım, ne hissedersek hissedelim, 00:09:44
00:09:44
sözlerimiz her zaman “hoş ve çekici olsun.”00:09:48
00:09:48
İyilik yapmanın ve nazik olmanın kimseye bir zararı olmaz. 00:09:53
00:09:53
Pes etmeyelim.00:09:54
00:09:54
Bunun için çabalayan Mezmur yazarını örnek alalım. 00:09:58
00:09:58
Mezmur 19:14’te şu sözleri okuyoruz:00:10:02
00:10:02
“Ağzımdan çıkan sözler, yüreğimden geçen düşünceler,00:10:06
00:10:06
Seni hoşnut etsin ey Yehova, kayam, kurtarıcım.”00:10:12
Izak Marais: Sözleriniz Her Zaman Hoş ve Çekici Olsun (Kol. 4:6)
-
Izak Marais: Sözleriniz Her Zaman Hoş ve Çekici Olsun (Kol. 4:6)
Koloseliler 4:6,
bize konuşma tarzımızın nasıl olması gerektiği konusunda bir ilke veriyor.
Şöyle okuyoruz:
“Sözleriniz her zaman tuzla lezzet verilmiş gibi, hoş ve çekici olsun.”
Birlikte üç soruya bakacağız.
Birincisi, sözlerimizin “hoş ve çekici” olması ne demektir?
İkincisi, sözlerimizin hoş ve çekici olması neden çok önemli?
Üçüncüsü, hoş sözler söylemeyi nasıl öğrenebiliriz?
İlkiyle başlayalım.
Hoş sözler ne anlama gelir?
“Hoş ve çekici” ifadesinin özel bir anlamı var.
Pavlus orijinal Yunanca sözcüğü mektuplarında yüzden fazla kez kullandı.
Bu ifadeyi özel kılan ne?
Bu sözcüğü aynı zamanda “lütuf” olarak da tercüme etmemiz mümkün.
Veya hoş bir hediye anlamına gelebilir.
Öyleyse ayetimize uyarlayalım.
Şöyle diyebiliriz:
“Sözleriniz her zaman hoş bir hediye gibi olsun.”
Bu düşünceyi Efesoslular 4. bölümde kullanılan ifadelerle karşılaştırabiliriz.
Efesoslular 4. bölüm 29 ayetinin ikinci kısmında şöyle okuyoruz:
29. ayetin ikinci kısmı:
“Fakat ihtiyaca göre yapıcı sözler söyleyin,
böylece işitenler yarar görsün.”
Şimdi ayetin ilk kısmına dikkat edin lütfen:
“Ağzınızdan hiçbir kötü söz çıkmasın.”
Şöyle bir örnek düşünün:
Diyelim ki buzdolabında bozulmuş bir yiyecek var.
Dışarıdan ne olduğunu anlayamazsınız.
Ama kapağı bir açıyorsunuz, dolabın içi iğrenç kokuyor.
Başınızı hızla geri çekip kapağı derhal kapatıyorsunuz.
Ve bir an önce o bozulmuş yiyecekten kurtulmaya çalışıyorsunuz.
Şimdi de yakın bir arkadaşınızla aranızdaki bir sohbeti düşünün.
Ondan size iyi gelecek, canlandırıcı bir şeyler duymayı bekliyorsunuz.
Ama açıyor ağzını, yumuyor gözünü.
Dedikodu yapmaya başlıyor.
Ya da yapılan bir düzenlemeyi eleştiriyor, olumsuz yorumlar yapıyor.
Canımız çok sıkılır.
Kötü bir koku almaya başlıyorsunuz ama dolaptaki yemeğe
yaptığınız gibi onu kaldırıp atamıyorsunuz.
Okların size dönmesinden korkuyorsunuz.
Peki ne yapıyorsunuz?
Uygun bir şekilde sohbeti sonlandırmaya çalışıyorsunuz.
Bu hepimize olmuştur.
Ya biz başkası hakkında kötü konuşmuşuzdur
ya da böyle bir konuşmayı dinlemek zorunda kalmışızdır.
Şimdi de ikinci sorumuza geçelim.
Sözlerimizin hoş ve çekici olması neden çok önemli?
Yakup’taki sözlere bakalım.
Yakup 3. bölüm 6. ayeti okuyacağız.
Yakup 3. bölüm ayet 6.
“Dil bir ateştir.
Dil bütün organlarımız arasında, başlı başına bir kötülük dünyasıdır.
Çünkü dil bütün bedeni lekeler
ve insanın tüm hayatını ateşe verir;
kendisi de ateşini Hinnom Vadisinden alır.”
Hinnom hükmünü kimler alıyor?
Dilini doğru şekilde kullanmayan kişiler.
Aynı düşünceyi İsa da dile getirdi.
Matta’daki sözlere bakalım.
Matta 12. bölüm, 36. ayeti okuyacağız.
Matta 12. bölüm, ayet 36.
Şöyle okuyoruz:
“Bilin ki, insanlar söyledikleri her boş söz için
Hüküm Gününde hesap verecekler.”
Şöyle sorabiliriz:
Yehova bizi yüreğimizin durumuna göre yargılamıyor mu?
Elbette öyle.
Ama bakın 34. ayetin ikinci kısmı neye dikkat çekiyor?
“Çünkü ağız yürekten taşanı söyler.”
“Yürekten taşanı söyler.”
Belki sözlerin o kadar da önemli olmadığını düşünebiliriz,
ama onların asıl kaynağı, yüreğimizdir.
Yehova bizi yargılarken hem yüreğimizin durumuna bakacak,
hem de sözlerimizin başkalarını nasıl etkilediğine.
Elbette hoş ve nazik konuşma konusundaki en iyi örneğimiz Yehova Tanrı’dır.
Yehova’nın konuşma tarzıyla ilgili bir örneğe bakalım.
Zekeriya’nın 1. bölümünü açın.
Zekeriya 1. bölüm, 12. ayeti okuyacağız.
Burada bir meleğin Yehova Tanrı’yla konuştuğunu görüyoruz.
Bu melek çok üzgün, çünkü ülkede sahte tapınma gitgide yayılıyordu.
Ve Yehova’ya sunulan pak tapınma bir kenara itiliyordu.
12. ayette şöyle okuyoruz:
“‘Ey göklerin hâkimi Yehova’ dedi,
‘Yetmiş yıldır lanetli bıraktığın Yeruşalim’e ve Yahuda şehirlerine
ne zamana kadar merhamet göstermeyeceksin?’”
Şimdi 13. ayete bakalım:
“Bunun üzerine Yehova benimle konuşan meleğe
teselli edici tatlı sözlerle karşılık verdi.”
Yehova’nın tam olarak ne söylediğini bilmiyoruz.
Ama şunu biliyoruz, Yehova her zaman çok naziktir.
Şimdi üçüncü sorumuza geçelim.
Üçüncü sorumuzu hatırlıyor musunuz?
Hoş ve çekici sözler söylemeyi nasıl öğrenebiliriz?
Sadece iki ilke üzerinde duracağız.
Çünkü bu gerçekten de çok kapsamlı bir konu.
Bunlardan bir tanesi Efesoslular 5. bölüm 1. ayetinde geçiyor.
Efesoslular 5. bölüm, ayet 1, orada şöyle diyor:
“Dolayısıyla, sevgili çocukları olarak Tanrı’ya benzemeye çalışın.”
Bildiğiniz gibi çocuklar anne babalarını örnek alırlar.
Anne babaları için bir şey yapmak onlara çok zevk verir.
Onları örnek alırlar.
Küçük bir kızı düşünün, annesine bir hediye veriyor.
Çok büyük bir şey değil.
Annenin şimdiye kadar aldığı en iyi hediye de olmayabilir.
Ama anne bu hediyeye bayılıyor.
Peki neden?
Çünkü kızı onu örnek alıyor.
Muhtemelen annesinin başkalarına ne kadar cömert davrandığını gördü.
O da aynısını yapıyor ve kızının böyle davranması
annesini çok mutlu ediyor.
Aynısı Yehova için de geçerli.
Yehova’yı örnek almamız O’nu çok mutlu ediyor.
Aslında bu bizim için yapılanları takdir etmekle bağlantılı.
Dolayısıyla O’na teşekkür etmeyi unutmayalım.
Çünkü bu sayede minnettar tutumumuzu koruyabiliriz.
Öyleyse Yehova’ya teşekkür edelim.
Bizim için yaptıklarına şükredelim.
O’nun bizim için yaptığı bazı şeyleri fark etmiyoruz bile.
Dolayısıyla en azından fark ettiğimiz şeyler için teşekkür edelim.
Çünkü bunu yaparsak, yani bizim için yaptığını
fark ettiğimiz şeyler için teşekkür edersek,
takdirkâr bir tutum geliştireceğiz.
O’na olan hayranlığımız artacak.
Ve Yehova’ya ne kadar çok hayranlık duyarsak,
O’nu o kadar çok örnek almak isteyeceğiz.
Şöyle düşünerek kendinizi sakın değersiz hissetmeyin:
“Ama ben Yehova’yı örnek alamam ki!”
Hayır, bunun için gerekli olan tek şey,
takdirle dolu, minnettar bir yüreğe sahip olmaktır.
Ele alacağımız ikinci ilke, bugünün ayetinde geçen bir ifade.
Orada sözlerimize ‘tuzla lezzet vermekten’ söz ediliyor.
Bildiğiniz gibi Kutsal Kitabın yazıldığı dönemde buzdolabı yoktu.
Bu nedenle yiyeceklerin bozulup çürümesine
engel olmak için onları tuzluyorlardı.
Bu sayede yiyecekler çürümüyordu.
Sözlerimizin de böyle koruyucu bir etkisi olmalı.
Örneğin insanların onurlarını gözetmeliyiz,
her zaman hoş ve çekici sözler söyleyerek,
dostlarımızla aramızdaki barışı ve birliği korumaya çalışmalıyız.
Böyle sözler minnettarlıkla dolu bir yürekten çıkar.
Bu yüzden diğer insanların iyi yönlerini görmeye çalışmalıyız.
Konuşmalarınızla, sözlerinizle, onların iyi yönlerini güçlendirmeye çalışın.
En güzel sözleri en çok sevdiğimiz kişilere söyleriz, değil mi?
Sonuç olarak ne yaşarsak yaşayalım, ne hissedersek hissedelim,
sözlerimiz her zaman “hoş ve çekici olsun.”
İyilik yapmanın ve nazik olmanın kimseye bir zararı olmaz.
Pes etmeyelim.
Bunun için çabalayan Mezmur yazarını örnek alalım.
Mezmur 19:14’te şu sözleri okuyoruz:
“Ağzımdan çıkan sözler, yüreğimden geçen düşünceler,
Seni hoşnut etsin ey Yehova, kayam, kurtarıcım.”
-